taraklamak

قَامَ الْبُسْتَانِيُّ بِتَمْشِيطِ التُّرْبَةِ فِي الْحَدِيقَةِ لِتَسْوِيَتِهَا.

Bahçıvan, bahçedeki toprağı taraklayarak düzleştirdi.

غَرْبَلَ الْمُهَنْدِسُ الْمَعْلُومَاتِ كُلَّهَا قَبْلَ كِتَابَةِ التَّقْرِيرِ.

Mühendis rapor yazmadan önce bütün bilgileri taraklayıp eledi.

İlişkili Kelimeler