tasdik etmek

أَكَّدَ الطَّبِيبُ مَوْعِدَ الزِّيَارَةِ غَدًا.

Doktor yarınki ziyaret randevusunu tasdik etti.

صَدَّقَتِ الشُّرْطَةُ عَلَى أَقْوَالِ الشَّاهِدِ.

Polis, şahidin ifadesini tasdik etti.

وَافَقَ الْمُدِيرُ عَلَى طَلَبِ الطَّالِبِ.

Müdür, öğrencinin başvurusunu tasdik etti.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler