taviz vermek

اضْطُرِرْنَا إِلَى التَّنَازُلِ عَنْ بَعْضِ الْقَضَايَا فِي الْمُفَاوَضَاتِ.

Müzakerelerde bazı konularda taviz vermek zorunda kaldık.

مِنْ أَجْلِ السَّلَامِ، يَجِبُ عَلَى كِلَا الطَّرَفَيْنِ تَقْدِيمُ تَنَازُلَاتٍ.

Barış için her iki tarafın da taviz vermesi gerekiyor.

يَجِبُ أَلَّا نَتَخَلَّى عَنْ مَبَادِئِنَا، يَجِبُ أَلَّا نَحِيدَ عَمَّا نَعْرِفُ أَنَّهُ صَحِيحٌ.

Prensiplerimizden taviz vermemeliyiz, doğru bildiğimizden şaşmamalıyız.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler