طَاقِم — أَطْقُم
كَانَ طَاقَمُ السَّفِينَةِ يَعْمَلُ بِجِدٍّ لِلِاسْتِعْدَادِ لِرِحْلَةٍ بَحْرِيَّةٍ طَوِيلَةٍ وَشَاقَّةٍ.
Geminin tayfası, uzun ve zorlu bir deniz yolculuğuna hazırlanmak için yoğun bir şekilde çalışıyordu.
كَانَ طَاقَمُ السَّفِينَةِ يَعْمَلُ بِجِدٍّ لِلِاسْتِعْدَادِ لِرِحْلَةٍ بَحْرِيَّةٍ طَوِيلَةٍ وَشَاقَّةٍ.
Geminin tayfası, uzun ve zorlu bir deniz yolculuğuna hazırlanmak için yoğun bir şekilde çalışıyordu.
كَانَ الْقُبْطَانُ يَثِقُ فِي بَحَّارَتِهِ وَقَدْ نَجَحُوا مَعًا فِي تَجَاوُزِ الْعَدِيدِ مِنَ الْعَوَاصِفِ.
Kaptan, tayfasına güveniyordu ve birlikte birçok fırtınayı başarıyla atlatmışlardı.