teşevvüş

تَسَبَّبَتِ الْأَزْمَةُ الِاقْتِصَادِيَّةُ فِي اضْطِرَابٍ كَبِيرٍ فِي الْأَسْوَاقِ.

Ekonomik kriz, piyasalarda büyük bir teşevvüşe neden oldu.

تَسَبَّبَ ضَجِيجٌ مُفَاجِئٌ فِي ارْتِبَاكٍ قَصِيرٍ فِي الِاجْتِمَاعِ.

Ani bir gürültü, toplantıda kısa süreli bir teşevvüş yarattı.

مَعَ إِعْلَانِ نَتَائِجِ الِانْتِخَابَاتِ، سَادَتْ حَالَةٌ مِنَ الْفَوْضَى فِي الْبِلَادِ.

Seçim sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte ülkede bir teşevvüş ortamı oluştu.

İlişkili Kelimeler