tehdit

أَنَا أَتَعَامَلُ مَعَ هَذِهِ التَّهْدِيدَاتِ الْمُوَجَّهَةِ لِي بِجِدِّيَّةٍ.

Bana yönelik bu tehditleri ciddiye alıyorum.

خَطَر — أَخْطَار

التَّدْخِينُ يُشَكِّلُ خَطَرًا كَبِيرًا عَلَى صِحَّتِكَ.

Sigara içmek sağlığınız için büyük bir tehdit oluşturur.

سَمِعَ الْجِيرَانُ وَعِيدَ الرَّجُلِ الْغَاضِبِ عِنْدَمَا صَرَخَ أَمَامَ بَابِ الْبَيْتِ مَسَاءً.

Komşular, öfkeli adam akşam evin kapısı önünde bağırınca onun tehdidini duydu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler