كَانَ يَجِدُ صُعُوبَةً فِي التَّكَلُّمِ، وَكَانَ صَوْتُهُ يَرْتَجِفُ.
Tekellüm etmekte zorlanıyordu, sesi titriyordu.
كَانَ يَجِدُ صُعُوبَةً فِي التَّكَلُّمِ، وَكَانَ صَوْتُهُ يَرْتَجِفُ.
Tekellüm etmekte zorlanıyordu, sesi titriyordu.
القُدْرَةُ عَلَى النُّطْقِ مُهِمَّةٌ لِلتَّوَاصُلِ.
Tekellüm yeteneği, iletişim için önemlidir.
كَانَ أُسْلُوبُ تَحَدُّثِهِ يَعْكِسُ شَخْصِيَّتَهُ.
Tekellüm tarzı, kişiliğini yansıtıyordu.