عِنْدَمَا انْطَلَقَ إِنْذَارُ الْحَرِيقِ، أَصَابَ الذُّعْرُ الْجَمِيعَ.
Yangın alarmı çalınca herkes telaşa kapıldı.
عِنْدَمَا انْطَلَقَ إِنْذَارُ الْحَرِيقِ، أَصَابَ الذُّعْرُ الْجَمِيعَ.
Yangın alarmı çalınca herkes telaşa kapıldı.
عِنْدَمَا سَمِعَ الأَخْبَارَ، شَعَرَ بِهَلَعٍ كَبِيرٍ.
Haberleri duyunca büyük bir telaş yaşadı.
عِنْدَمَا تَأَخَّرَ عَنِ الِاجْتِمَاعِ، اسْتَعَدَّ فِي ارْتِبَاكٍ.
Toplantıya geç kalınca telaş içinde hazırlandı.
خَرَجَ أَبِي بِعَجَلَةٍ لِأَنَّهُ تَأَخَّرَ عَنِ الْعَمَلِ.
Babam işe geç kaldığı için telaşla çıktı.
Ayrıca: تَوَتُّر
تَسَرُّع، بَلْبَلَة، اِسْتِعْجَال