tellemek
اضْطُرَّ الْمُزَارِعُ إِلَى تَسْيِيجِ حَقْلِهِ لِحِمَايَتِهِ مِنَ الْحَيَوَانَاتِ الْبَرِّيَّةِ.
Çiftçi, tarlasını yabani hayvanlardan korumak için tellemek zorunda kaldı.
فَضَّلَ الفَنَّانُ تَزْيِينَ أَعْمَالِهِ بِأَسْلَاكٍ نُحَاسِيَّةٍ لِجَعْلِهَا تَبْدُو أَكْثَرَ جَمَالِيَّةً.
Sanatçı, eserlerini daha estetik göstermek için bakır tellerle tellemeyi tercih etti.

