telve

أَثْنَاءَ شُرْبِ قَهْوَتِي، تَفَحَّصْتُ بِفُضُولٍ ثُفْلَ الْقَهْوَةِ الْمُتَبَقِّيَ فِي قَاعِ الْفِنْجَانِ.

Kahvemi içerken fincanın dibinde kalan telveyi merakla inceledim.

تُسْتَخْدَمُ تَرْسِيبَاتُ الْقَهْوَةِ التُّرْكِيَّةِ لِقِرَاءَةِ الطَّالِعِ.

Türk kahvesinin telvesi, fal bakmak için kullanılır.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler