قُمْنَا بِتَرْكِيبِ مِظَلَّةٍ أَمَامَ الْمَقْهَى لِأَنَّ الشَّمْسَ كَانَتْ حَارِقَةً جِدًّا.
Güneş çok yakıcı olduğu için kafenin önüne bir tente kurduk.
قُمْنَا بِتَرْكِيبِ مِظَلَّةٍ أَمَامَ الْمَقْهَى لِأَنَّ الشَّمْسَ كَانَتْ حَارِقَةً جِدًّا.
Güneş çok yakıcı olduğu için kafenin önüne bir tente kurduk.
يَسْتَخْدِمُ الْبَاعَةُ عَلَى الشَّاطِئِ خِيَامًا صَغِيرَةً لِلْحِمَايَةِ مِنَ الشَّمْسِ.
Sahildeki satıcılar, güneşten korunmak için tenteler kullanıyorlar.
خَيْمَة، ظُلَّة، سُرَادِق