عَلَى الرَّغْمِ مِنْ أَنَّ تَسَلُّقَ قِمَّةِ الْجَبَلِ كَانَ صَعْباً لِلْغَايَةِ، إِلَّا أَنَّ الْمَنْظَرَ كَانَ رَائِعاً.
Dağın tepeliğine tırmanmak çok zorlu olsa da, manzara muhteşemdi.
عَلَى الرَّغْمِ مِنْ أَنَّ تَسَلُّقَ قِمَّةِ الْجَبَلِ كَانَ صَعْباً لِلْغَايَةِ، إِلَّا أَنَّ الْمَنْظَرَ كَانَ رَائِعاً.
Dağın tepeliğine tırmanmak çok zorlu olsa da, manzara muhteşemdi.
كَانَ تَاجُ الْمَبْنَى مُزَيَّناً بِأَوْرَاقِ الذَّهَبِ وَيَبْدُو فَخْماً لِلْغَايَةِ.
Binanın tepeliği, altın varaklarla süslenmiş ve çok gösterişli duruyordu.
فِي الأَنَاضُولِ، تَرْتَدِي النِّسَاءُ فِي المُنَاسَبَاتِ الخَاصَّةِ زِينَاتِ رَأْسٍ مُزَيَّنَةً بِعُمْلَاتٍ ذَهَبِيَّةٍ وَفِضِّيَّةٍ كَزِينَةٍ لِلرَّأْسِ.
Anadolu'da kadınlar, özel günlerde tepelik olarak altın ve gümüş paralarla süslü başlıklar takarlar.