سَقَطَ الوَلَدُ رَأْسًا عَلَى عَقِبٍ مِنَ الدَّرَجِ.
Çocuk merdivenden tepetakla düştü.
سَقَطَ الوَلَدُ رَأْسًا عَلَى عَقِبٍ مِنَ الدَّرَجِ.
Çocuk merdivenden tepetakla düştü.
بَعْدَ الزِّلْزَالِ، اِنْقَلَبَتْ مُعْظَمُ الْمَنَازِلِ رَأْساً عَلَى عَقِبٍ، وَكَانَ كُلُّ مَكَانٍ مُدَمَّراً.
Depremden sonra evlerin çoğu tepetakla olmuştu, her yer yıkılmıştı.