تَرَقَّيْتُ فِي الشَّرِكَةِ بِسَبَبِ عَمَلِي النَّاجِحِ وَأَصْبَحْتُ مُدِيرًا.
Şirketteki başarılı çalışmalarımdan dolayı terfi ettim ve müdür oldum.
تَرَقَّيْتُ فِي الشَّرِكَةِ بِسَبَبِ عَمَلِي النَّاجِحِ وَأَصْبَحْتُ مُدِيرًا.
Şirketteki başarılı çalışmalarımdan dolayı terfi ettim ve müdür oldum.
كُنْتُ فِي نَفْسِ الْمَنْصِبِ لِمُدَّةِ عَامَيْنِ، وَأَخِيرًا حَصَلْتُ عَلَى تَرْقِيَةٍ.
İki yıldır aynı pozisyondaydım, sonunda terfi ettim.
بِفَضْلِ نَجَاحَاتِهِ فِي الجَيْشِ، اِرْتَفَعَ فِي الرُّتْبَةِ بِسُرْعَةٍ.
Askerlikte gösterdiği başarılar sayesinde hızla terfi etti.
رَقِيَ، تَرَاقَى فِي الرُّتْبَةِ