تَدَخَّلَتِ الشُّرْطَةُ لِتَهْدِئَةِ الْحُشُودِ فِي مَكَانِ الْحَادِثِ.
Olay yerindeki kalabalığı teskin etmek için polis müdahale etti.
تَدَخَّلَتِ الشُّرْطَةُ لِتَهْدِئَةِ الْحُشُودِ فِي مَكَانِ الْحَادِثِ.
Olay yerindeki kalabalığı teskin etmek için polis müdahale etti.
تَنَاوَلْتُ دَوَاءً لِتَسْكِينِ الْأَلَمِ.
Ağrıyı teskin etmek için ilaç aldım.
تُسَاعِدُ الْمُوسِيقَى عَلَى تَلْطِيفِ الرُّوحِ.
Müzik, ruhu teskin etmeye yardımcı olur.