أَثَارَ هَذَا الْحَدَثُ نِقَاشًا كَبِيرًا فِي الْمُجْتَمَعِ وَظَهَرَتْ آرَاءٌ مُخْتَلِفَةٌ.
Bu olay, toplumda büyük bir tartışmayı tetikledi ve farklı görüşler ortaya çıktı.
أَثَارَ هَذَا الْحَدَثُ نِقَاشًا كَبِيرًا فِي الْمُجْتَمَعِ وَظَهَرَتْ آرَاءٌ مُخْتَلِفَةٌ.
Bu olay, toplumda büyük bir tartışmayı tetikledi ve farklı görüşler ortaya çıktı.
حَفَزَ مَشْرُوعٌ جَدِيدٌ دَافِعِيَّةَ أَعْضَاءِ الْفَرِيقِ، مِمَّا أَدَّى إِلَى تَحْقِيقِ نَتَائِجَ أَفْضَلَ.
Yeni bir proje, ekip üyelerinin motivasyonunu tetikleyerek daha iyi sonuçlar elde etmelerini sağladı.
قَدَحَ الزِّنَاد