قَامَ الخَيَّاطُ بِتَثْبِيتِ الفُسْتَانِ بِغُرْزَةٍ مُؤَقَّتَةٍ قَبْلَ خِيَاطَتِهِ.
Terzi, elbiseyi dikmeden önce teyelle tutturdu.
قَامَ الخَيَّاطُ بِتَثْبِيتِ الفُسْتَانِ بِغُرْزَةٍ مُؤَقَّتَةٍ قَبْلَ خِيَاطَتِهِ.
Terzi, elbiseyi dikmeden önce teyelle tutturdu.
هَذَا التَّثْبِيتُ المُؤَقَّتُ هُوَ مُجَرَّدُ حَلٍّ مُؤَقَّتٍ لِإِبْقَاءِ الأَقْمِشَةِ مَعًا.
Bu teyel, sadece kumaşları bir arada tutmak için geçici bir çözümdür.