أَعَدَّتْ أُمِّي الثَّرِيدَ لِاسْتِخْدَامِ الْخُبْزِ الْبَائِتِ.
Annem, bayat ekmekleri değerlendirmek için tirit yaptı.
أَعَدَّتْ أُمِّي الثَّرِيدَ لِاسْتِخْدَامِ الْخُبْزِ الْبَائِتِ.
Annem, bayat ekmekleri değerlendirmek için tirit yaptı.
شُرْبُ مَرَقَةِ لَحْمٍ بِالْخُبْزِ فِي الْأَيَّامِ الْبَارِدَةِ يُدَفِّئُنِي.
Soğuk havalarda tirit içmek içimi ısıtıyor.
الْحَسَاءُ بِالْخُبْزِ هُوَ وَجْبَةٌ مُغَذِّيَةٌ، خَاصَّةً لِكِبَارِ السِّنِّ.
Tirit, özellikle yaşlılar için besleyici bir yemektir.
ثَرْد