tohum

زَرَعَ الْمُزَارِعُ بُذُورَ الْقَمْحِ فِي حَقْلِهِ وَيَتَوَقَّعُ مَحْصُولًا وَفِيرًا، إِنَّهُ انْتِظَارٌ مَلِيءٌ بِالْأَمَلِ.

Çiftçi, tarlasına buğday tohumu ekti ve bol ürün bekliyor, umutlu bir bekleyiş.

نَسْل — أَنْسَال

عَاشَ نَسْلُ هَذِهِ الْعَائِلَةِ فِي هَذِهِ الْأَرَاضِي لِقُرُونٍ، لَدَيْهِمْ تَارِيخٌ رَاسِخٌ.

Bu ailenin tohumu yüzyıllardır bu topraklarda yaşamış, köklü bir geçmişleri var.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler