toplatmak

أَرَادَ الْمُدِيرُ أَنْ يَجْعَلَ جَمِيعَ الطُّلَّابِ يَجْمَعُونَ الْقُمَامَةَ فِي الْحَدِيقَةِ.

Müdür, tüm öğrencilerden bahçedeki çöpleri toplatmak istedi.

دَفَعَ أَبِي لِلْعُمَّالِ الْمَالَ لِكَيْ يَأْمُرَهُمْ بِجَمْعِ كُلِّ الْحِجَارَةِ فِي الْحَقْلِ.

Babam, işçilere tarladaki tüm taşları toplatmak için para ödedi.

İlişkili Kelimeler