tutak

رَهِينَة — رَهَائِن

أَخَذَ الإِرْهَابِيُّونَ رَهِينَةً لِلْمُفَاوَضَاتِ وَعَبَّرُوا عَنْ مَطَالِبِهِمْ.

Teröristler, müzakereler için bir tutak aldılar ve isteklerini dile getirdiler.

مِقْبَض — مَقَابِض

أَجِدُ صُعُوبَةً فِي فَتْحِ الدُّرْجِ لِأَنَّ مَقْبِضَ الدُّرْجِ مَكْسُورٌ.

Çekmecenin tutağı kırıldığı için çekmeceyi açmakta zorlanıyorum.

يَد — أَيْدِي

أَمْسَكْتُ الْقِدْرَ بِقِطْعَةِ قُمَاشٍ لِأَنَّ يَدَ الْقِدْرِ كَانَتْ سَاخِنَةً جِدّاً.

Tencerenin tutağı çok sıcak olduğu için bir bezle tuttum.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler