tutam

خُصْلَة — خُصَل

سَقَطَتْ خُصْلَةٌ مِنْ شَعْرِهَا عَلَى وَجْهِهَا أَثْنَاءَ الْقِرَاءَةِ.

Okurken saçından bir tutam yüzüne düştü.

أَضَفْتُ قَبْضَةً مِنَ الْمِلْحِ إِلَى الْحَسَاءِ.

Çorbaya bir tutam tuz ekledim.

أَضَافَتْ أُمِّي حَفْنَةً مِنَ الْمِلْحِ لِتَعْدِيلِ طَعْمِ الْحَسَاءِ وَجَعْلِهِ لَذِيذاً.

Annem bir tutam tuz ekleyerek çorbanın tadını düzeltti ve lezzetli hale getirdi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler