tutkun

إِنَّهُ رَسَّامٌ شَغُوفٌ بِفَنِّهِ وَيُحَاوِلُ دَائِمًا أَشْيَاءَ جَدِيدَةً.

O, sanatına tutkun bir ressamdır ve her zaman yeni şeyler deniyor.

الفَتَاةُ مُولَعَةٌ بِالمُغَنِّي الشَّهِيرِ وَهِيَ مُعْجَبَةٌ بِهِ لِلْغَايَةِ.

Genç kız, ünlü şarkıcının hayranı ve ona çok tutkun.

الرَّجُلُ مُتَيَّمٌ بِزَوْجَتِهِ وَيَدْعَمُهَا دَائِمًا.

Adam, eşine tutkun ve ona her zaman destek oluyor.

İlişkili Kelimeler