uçar

الطُّيُورُ الطَّائِرَةُ تُحَلِّقُ بِحُرِّيَّةٍ فِي السَّمَاءِ.

Uçar kuşlar gökyüzünde özgürce süzülüyor.

هَذِهِ الْمَادَّةُ الْكِيمْيَائِيَّةُ مُتَطَايِرَةٌ جِدًّا، اسْتَخْدِمْهَا بِحَذَرٍ.

Bu kimyasal madde çok uçar, dikkatli kullanın.

كَانَتْ تَرْتَدِي تَنُّورَةً خَفِيفَةً، تَتَمَايَلُ فِي مَهَبِّ الرِّيحِ.

Uçar bir etek giymişti, rüzgarda dalgalanıyordu.

İlişkili Kelimeler