بَقِيَتْ فِي قَلْبِهِ حَسْرَةٌ لِأَنَّهُ لَمْ يَدْرُسِ الطِّبَّ.
Tıp okuyamadığı için içinde bir ukde kaldı.
بَقِيَتْ فِي قَلْبِهِ حَسْرَةٌ لِأَنَّهُ لَمْ يَدْرُسِ الطِّبَّ.
Tıp okuyamadığı için içinde bir ukde kaldı.
بَقِيَ عَدَمُ الْقُدْرَةِ عَلَى تَوْدِيعِهِ أُمْنِيَةً مُعَلَّقَةً فِي دَاخِلِي.
Onunla vedalaşamamak içimde bir ukde olarak kaldı.