وَزَّعَتِ الشُّرْطَةُ مَنْشُورَاتٍ بِهَدَفِ تَحْذِيرِ الْجُمْهُورِ مِنْ حَوَادِثِ السَّرِقَةِ.
Polis, hırsızlık olaylarına karşı halkı uyarma amacıyla broşürler dağıttı.
وَزَّعَتِ الشُّرْطَةُ مَنْشُورَاتٍ بِهَدَفِ تَحْذِيرِ الْجُمْهُورِ مِنْ حَوَادِثِ السَّرِقَةِ.
Polis, hırsızlık olaylarına karşı halkı uyarma amacıyla broşürler dağıttı.
يَتَوَلَّى جِهَازُ إِنْذَارِ الْحَرِيقِ مُهِمَّةَ تَنْبِيهِ النَّاسِ فِي حَالَةِ الطَّوَارِئِ.
Yangın alarmı, acil bir durumda insanları uyarma görevini üstlenir.
تَنْشِيط، تَحْفِيز، إِيقَاظ، اِسْتِحْثَاث، تَحْثِيث