uzak

لَا أُرِيدُ الذَّهَابَ إِلَى مَكَانٍ بَعِيدٍ جِدًّا عَنِ الْمَنْزِلِ لِأَنَّنِي سَأَفْتَقِدُ عَائِلَتِي.

Evden çok uzak bir yere gitmek istemiyorum, çünkü ailemi özlerim.

يَعِيشُ فِي قَرْيَةٍ نَائِيَةٍ تَبْعُدُ عَنِ الْمَدِينَةِ الْكَبِيرَةِ عِدَّةَ سَاعَاتٍ بِالسَّيَّارَةِ.

Büyük şehirden arabayla birkaç saat uzaklıkta, ücra bir köyde yaşıyor.

الْبَيْتَانِ مُتَبَاعِدَانِ عَنْ بَعْضِهِمَا.

İki ev birbirinden uzak.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler