بَعْدَ فِرَاقٍ طَوِيلٍ، تَحَقَّقَ الْوُصُولُ أَخِيرًا.
Uzun bir ayrılıktan sonra nihayet vasl gerçekleşti.
بَعْدَ فِرَاقٍ طَوِيلٍ، تَحَقَّقَ الْوُصُولُ أَخِيرًا.
Uzun bir ayrılıktan sonra nihayet vasl gerçekleşti.
سَاعَدَ الِاتِّصَالُ بَيْنَ الْبَلَدَيْنِ عَلَى تَعْزِيزِ الْعَلَاقَاتِ.
İki ülke arasındaki vasl, ilişkilerin güçlenmesine yardımcı oldu.
تَنَاوَلَ الشَّاعِرُ فِي شِعْرِهِ مَوْضُوعَيِ الْوَصْلِ وَالْهِجْرَانِ.
Şair, şiirinde vasl ve hicran temalarını işlemiş.