حَاوَلَ نَشَّالٌ فِي الزِّحَامِ فِي السُّوقِ الْمُزْدَحِمِ سَرِقَةَ مِحْفَظَةِ امْرَأَةٍ عَجُوزٍ.
Kalabalık pazarda bir vaybabamcı, yaşlı bir teyzenin cüzdanını çalmaya çalıştı.
حَاوَلَ نَشَّالٌ فِي الزِّحَامِ فِي السُّوقِ الْمُزْدَحِمِ سَرِقَةَ مِحْفَظَةِ امْرَأَةٍ عَجُوزٍ.
Kalabalık pazarda bir vaybabamcı, yaşlı bir teyzenin cüzdanını çalmaya çalıştı.
اتَّخَذَتِ الشُّرْطَةُ احْتِيَاطَاتٍ فِي السُّوقِ لِلْقَبْضِ عَلَى اللِّصِّ الْمُحْتَرِفِ.
Polis, vaybabamcıyı yakalamak için pazar yerinde önlem aldı.
عَادَةً مَا يَسْتَغِلُّ الْمُحْتَالُونَ فِي الْجُمُوعِ إِهْمَالَ النَّاسِ فِي الْأَمَاكِنِ الْمُزْدَحِمَةِ.
Vaybabamcılar, genellikle kalabalık yerlerde insanların dikkatsizliğinden faydalanır.