vekil

وَكِيل — وُكَلَاء

سَيَعْمَلُ مُحَامِي كَوَكِيلٍ لِي فِي الْمَحْكَمَةِ.

Avukatım, mahkemede benim vekilim olarak görev yapacak.

نَائِب — نُوَّاب

إِنَّهُ يَعْمَلُ كَنَائِبٍ لِلشَّعْبِ فِي الْبَرْلَمَانِ.

O, mecliste halkın vekili olarak görev yapıyor.

فِي غِيَابِ الْمُدِيرِ، تَوَلَّى نَائِبُهُ الْمَنْصِبَ كَقَائِمِ مَقَامٍ.

Müdürün yokluğunda, yardımcısı vekil olarak görevi devraldı.

İlişkili Kelimeler