دَيْن — دُيُون
لَيْسَ لَدَيَّ مَا آخُذُهُ مِنْكَ، بَلْ لَدَيَّ مَا أُعْطِيهِ لَكَ.
Benim senden alacağım yok, sana verecek var.
لَيْسَ لَدَيَّ مَا آخُذُهُ مِنْكَ، بَلْ لَدَيَّ مَا أُعْطِيهِ لَكَ.
Benim senden alacağım yok, sana verecek var.
عِنْدِي مَبْلَغٌ مُسْتَحَقُّ الدَّفْعِ لِلْبَقَّالِ.
Bakala vermem gereken bir param var, bakkaldan verecek borcum var.
الطَّرَفُ الْمَدِينُ مُلْزَمٌ بِدَفْعِ دَيْنِهِ فِي الْوَقْتِ الْمُحَدَّدِ.
Verecek taraf, borcunu zamanında ödemekle yükümlüdür.