عَظَمَةُ الْجِبَالِ تَسْحَرُ الْإِنْسَانَ.
Dağların yüceliği insanı büyülüyor.
عَظَمَةُ الْجِبَالِ تَسْحَرُ الْإِنْسَانَ.
Dağların yüceliği insanı büyülüyor.
أَثَّرَ سُمُوُّهُ الْأَخْلَاقِيُّ عَلَى الْجَمِيعِ.
Onun ahlaki yüceliği herkesi etkiledi.
جَلَالُ هَذَا الْمَبْنَى يُثِيرُ الْإِعْجَابَ.
Bu yapının yüceliği hayranlık uyandırıyor.
سَامِيَّة، رِفْعَة، رِفْعَة الشَّأْن، شُمُوخ