yürütmek

تَتَّخِذُ الْحُكُومَةُ خُطُوَاتٍ لِتَنْفِيذِ سِيَاسَاتٍ اقْتِصَادِيَّةٍ جَدِيدَةٍ.

Hükümet, yeni ekonomik politikaları yürütmek için adımlar atıyor.

أَدَارَ الْمُدِيرُ الِاجْتِمَاعَ بِهُدُوءٍ.

Müdür toplantıyı sakin bir şekilde yürüttü.

تُصِرُّ الْمَدْرَسَةُ عَلَى تَطْبِيقِ قَوَاعِدِ الِانْضِبَاطِ الْجَدِيدَةِ.

Okul, yeni disiplin kurallarını yürütmekte kararlı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler