كَانَ إِنْقَاذُ النَّاسِ فِي الْحَرِيقِ مِثَالًا عَلَى الشَّجَاعَةِ الْكَبِيرَةِ.
Yangında insanları kurtarmak büyük bir yüreklilik örneğiydi.
كَانَ إِنْقَاذُ النَّاسِ فِي الْحَرِيقِ مِثَالًا عَلَى الشَّجَاعَةِ الْكَبِيرَةِ.
Yangında insanları kurtarmak büyük bir yüreklilik örneğiydi.
إِنَّ دِفَاعَهُ عَنْ رَأْيِهِ عَلَى الرَّغْمِ مِنَ الِانْتِقَادَاتِ يُظْهِرُ جُرْأَتَهُ.
Eleştirilere rağmen fikrini savunması onun yürekliliğini gösteriyor.
يَتَطَلَّبُ قَبُولُ مُهِمَّةٍ خَطِيرَةٍ إِقْدَامًا كَبِيرًا.
Tehlikeli bir görevi kabul etmek büyük bir yüreklilik ister.