yüz

تَسْتَطِيعُ هَذِهِ السَّيَّارَةُ أَنْ تَسِيرَ بِسُرْعَةِ مِئَةِ كِيلُومِتْرٍ فِي السَّاعَةِ، وَهَذَا يَعْنِي أَنَّهَا سَرِيعَةٌ جِدّاً.

Bu araba tam yüz kilometre hızla gidebiliyor, bu da çok hızlı demek.

وَجْه — وُجُوه

غَسَلَ الرَّجُلُ وَجْهَهُ بِالْمَاءِ الْبَارِدِ فِي الصَّبَاحِ ثُمَّ شَرِبَ الْقَهْوَةَ.

Adam sabah yüzünü soğuk suyla yıkadı, sonra kahvesini içti.

فِي صَفِّنَا مِائَةُ كِتَابٍ، وَنَقْرَأُ كُلَّ أُسْبُوعٍ كِتَابًا جَدِيدًا مِنَ الْمَكْتَبَةِ.

Sınıfımızda yüz kitap var ve her hafta kütüphaneden yeni bir kitap okuruz.

Ayrıca: مُحَيَّا، سَطْح

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler