yüzleştirmek

أَحْضَرَتِ الشُّرْطَةُ الْمُشْتَبَهَ بِهِ إِلَى مَرْكَزِ الشُّرْطَةِ لِمُوَاجَهَتِهِ بِالشَّاهِدِ.

Polis, şüpheliyi tanıkla yüzleştirmek için karakola getirdi.

هَدَفُنَا هُوَ الْجَمْعُ بَيْنَ الْأَطْرَافِ وَمُقَابَلَتُهُمْ.

Amacımız, tarafları bir araya getirip yüzleştirmek.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler