yılancı

كَانَ مُرَوِّضُ الْأَفَاعِي يُسَلِّي النَّاسَ فِي السَّاحَةِ عَنْ طَرِيقِ اللَّعِبِ بِالْأَفَاعِي.

Yılancı, meydanda yılan oynatarak insanları eğlendiriyordu.

كَانَ مُرَبِّي الْأَفَاعِي يُطْعِمُ الْأَفَاعِيَ السَّامَّةَ فِي بِيئَةٍ خَاصَّةٍ.

Yılancı, zehirli yılanları özel bir ortamda besliyordu.

حَظِيَ اللَّاعِبُ بِالْأَفَاعِي بِاهْتِمَامٍ كَبِيرٍ بِعَرْضِهِ، وَأُعْجِبَ بِهِ الْجَمِيعُ.

Yılancı, gösterisiyle büyük ilgi topladı, herkes hayran kaldı.

İlişkili Kelimeler