yağmak

هَطَلَ الْمَطَرُ بِغَزَارَةٍ اللَّيْلَةَ الْمَاضِيَةَ، وَغَرِقَتِ الشَّوَارِعُ فِي الْمَاءِ.

Dün gece şiddetli yağmur yağdı, sokaklar su içinde kaldı.

عِنْدَمَا اسْتَيْقَظْنَا فِي الصَّبَاحِ، كَانَ الثَّلْجُ يَتَسَاقَطُ، وَكَانَ كُلُّ مَكَانٍ أَبْيَضَ نَاصِع.

Sabah uyandığımızda kar yağıyordu, her yer bembeyaz olmuştu.

انْهَمَرَتِ الدُّمُوعُ مِنْ عَيْنَيْهَا، كَانَ أَلَمُهَا كَبِيرًا جِدًّا.

Gözlerinden yaşlar yağdı, acısı çok büyüktü.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler