تَقَارَبَتِ العَلَاقَاتُ بَيْنَ البَلَدَيْنِ فِي الآوِنَةِ الأَخِيرَةِ.
İki ülke arasındaki ilişkiler son zamanlarda yakınlaştı.
تَقَارَبَتِ العَلَاقَاتُ بَيْنَ البَلَدَيْنِ فِي الآوِنَةِ الأَخِيرَةِ.
İki ülke arasındaki ilişkiler son zamanlarda yakınlaştı.
تَوَدَّدُوا إِلَى بَعْضِهِمُ البَعْضِ أَكْثَرَ بِمُرُورِ الوَقْتِ.
Zamanla birbirlerine daha çok yakınlaştılar.
بَدَأُوا يَقْتَرِبُونَ مِنْ بَعْضِهِمُ البَعْضِ.
Onlar birbirlerine yakınlaşmaya başladılar.
اِقْتَرَبَ مِنْه، تَقَرَّبَ، تَصَادَقَ، تَحَبَّبَ، تَدَانَى، اِسْتَقْرَبَ