yalpalamak

كَانَتِ الشَّرِكَةُ تَتَذَبْذَبُ فِي قَرَارَاتِهَا بِسَبَبِ الْأَزْمَةِ الِاقْتِصَادِيَّةِ.

Ekonomik kriz nedeniyle şirket, kararlarında yalpalıyordu.

كَانَتِ السَّفِينَةُ تَتَأَرْجَحُ فِي الْعَاصِفَةِ مِنْ جَانِبٍ إِلَى آخَرَ.

Gemi, fırtınada bir o yana bir bu yana yalpalıyordu.

كَانَ الرَّجُلُ السَّكْرَانُ يَتَمَايَلُ بِصُعُوبَةٍ فِي الْوُقُوفِ.

Sarhoş adam, ayakta durmakta zorlanarak yalpalıyordu.

İlişkili Kelimeler