yanaştırmak
دَفَعْتُ الْكُرْسِيَّ قَلِيلاً لِأُقَرِّبَهُ إِلَى الطَّاوِلَةِ.
Sandalyeyi masaya yanaştırmak için biraz ittim.
تَلَقَّى مُسَاعِدُ الطَّيَّارِ تَعْلِيمَاتٍ لِجَعْلِ الطَّائِرَةِ تَقْتَرِبُ مِنَ الْمَدْرَجِ.
Yardımcı pilot uçağı piste yanaştırmak için talimat aldı.

