عِنْدَمَا صَرَخْتُ فِي الْجِبَالِ، تَرَدَّدَ صَدَى صَوْتِي لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ.
Dağlarda bağırdığımda sesim uzun bir süre yankı yaptı.
عِنْدَمَا صَرَخْتُ فِي الْجِبَالِ، تَرَدَّدَ صَدَى صَوْتِي لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ.
Dağlarda bağırdığımda sesim uzun bir süre yankı yaptı.
لَا يَزَالُ انْعِكَاسُ كَلِمَاتِهِ يَتَرَدَّدُ فِي أُذُنِي.
Sözlerinin yankısı hala kulaklarımda.
دَوِيّ، رَنِين، تَرْدَاد، إِصْدَاء