يُمْكِنُ دَحْضُ هَذِهِ النَّظَرِيَّةِ بِسُهُولَةٍ بِأَدِلَّةٍ جَدِيدَةٍ.
Bu teori, yeni kanıtlarla kolayca yanlışlanabilir.
يُمْكِنُ دَحْضُ هَذِهِ النَّظَرِيَّةِ بِسُهُولَةٍ بِأَدِلَّةٍ جَدِيدَةٍ.
Bu teori, yeni kanıtlarla kolayca yanlışlanabilir.
تَمَّ تَكْذِيبُ ادِّعَاءَاتِ السِّيَاسِيِّ بِالْوَثَائِقِ.
Politikacının iddiaları belgelerle yanlışlandı.
تَمَّ تَفْنِيدُ حُجَجِ الْفَيْلَسُوفِ مَنْطِقِيًّا.
Felsefecinin argümanları mantıksal olarak yanlışlandı.