yatık

كَانَ السُّلَّمُ الْمُتَّكِئُ عَلَى الْحَائِطِ مَائِلاً بَعْضَ الشَّيْءِ.

Duvara yaslanan merdiven biraz yatık duruyordu.

تَمَّ رَسْمُ الْخَطِّ فِي هَذِهِ الصُّورَةِ بِشَكْلٍ مُنْحَرِفٍ قَلِيلاً.

Bu resimdeki çizgi biraz yatık çizilmiş.

İlişkili Kelimeler