yavru

شِبْل — أَشْبَال

رَأَيْنَا فِي حَدِيقَةِ الْحَيَوَانَاتِ شِبْلاً صَغِيراً يَلْعَبُ بِجَانِبِ أُمِّهِ.

Hayvanat bahçesinde annesinin yanında oynayan küçük bir yavru aslan gördük.

كَانَتْ صِغَارُ الْقِطَّةِ لَطِيفَةً لِلْغَايَةِ، لَمْ أَسْتَطِعِ الِاكْتِفَاءَ مِنَ اللَّعِبِ مَعَهُمْ.

Kedinin yavruları çok sevimliydi, onlarla oynamaya doyamadım.

جِرْو — جِرَاء

اِشْتَرَيْنَا جِرْوًا صَغِيرًا لِأَطْفَالِنَا.

Çocuklarımız için küçük bir yavru köpek aldık.

Ayrıca: فَرْخ، طِفْل

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler