yaygara

أَثَارَ الضَّجِيجُ الْإِعْلَامِيُّ حَوْلَ الْقَضِيَّةِ اهْتِمَامَ الْجُمْهُورِ بِشَكْلٍ كَبِيرٍ.

Dava hakkındaki medya yaygarası kamuoyunun ilgisini büyük ölçüde çekti.

لَقَدْ أَثَارُوا ضَجَّةً كَبِيرَةً بِسَبَبِ سُوءِ فَهْمٍ بَسِيطٍ لِدَرَجَةِ أَنَّ الْجَمِيعَ انْزَعَجُوا.

Küçük bir yanlış anlaşılma yüzünden o kadar çok yaygara kopardılar ki, herkes rahatsız oldu.

كَانَ الصَّخَبُ الَّذِي أَحْدَثَهُ الْأَطْفَالُ فِي الشَّارِعِ يُزْعِجُ سُكَّانَ الْحَيِّ، وَاضْطُرُّوا إِلَى تَقْدِيمِ تَحْذِيرٍ.

Çocukların sokakta çıkardığı yaygara, mahalle sakinlerini rahatsız ediyordu, uyarı yapmak zorunda kaldılar.

Ayrıca: جَلَبَة

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler