كَانَ الْعُثُورُ عَلَى مَكَانٍ مُخْضَرٍّ صَغِيرٍ فِي وَسَطِ الصَّحْرَاءِ يَعْنِي النَّجَاةَ مِنَ الْعَطَشِ.
Çölün ortasında küçük bir yeşerti bulmak, susuzluktan kurtulmak anlamına geliyordu.
كَانَ الْعُثُورُ عَلَى مَكَانٍ مُخْضَرٍّ صَغِيرٍ فِي وَسَطِ الصَّحْرَاءِ يَعْنِي النَّجَاةَ مِنَ الْعَطَشِ.
Çölün ortasında küçük bir yeşerti bulmak, susuzluktan kurtulmak anlamına geliyordu.
أَرَدْتُ الِابْتِعَادَ عَنْ ضَوْضَاءِ الْمَدِينَةِ وَاللُّجُوءَ إِلَى بُقْعَةٍ خَضْرَاءَ صَغِيرَةٍ.
Şehrin gürültüsünden uzaklaşıp, küçük bir yeşertiye sığınmak istedim.