أَقْسَمْتُ فِي الْمَحْكَمَةِ أَنَّنِي سَأَقُولُ الْحَقِيقَةَ.
Mahkemede doğruyu söyleyeceğime dair yemin ettim.
أَقْسَمْتُ فِي الْمَحْكَمَةِ أَنَّنِي سَأَقُولُ الْحَقِيقَةَ.
Mahkemede doğruyu söyleyeceğime dair yemin ettim.
يَحْلِفُ الْجُنُودُ الْجُدُدُ عِنْدَ بَدْءِ مُهِمَّتِهِمْ.
Yeni askerler göreve başlarken yemin ediyorlar.
أَقْسَمَ الْيَمِينَ أَمَامَ الْقَاضِي.
Hakimin önünde yemin etti.
إِقْسَام