أَقْسَمْتُ فِي الْمَحْكَمَةِ أَنَّنِي سَأَقُولُ الْحَقِيقَةَ.
Mahkemede doğruyu söyleyeceğime yemin ettim.
أَقْسَمْتُ فِي الْمَحْكَمَةِ أَنَّنِي سَأَقُولُ الْحَقِيقَةَ.
Mahkemede doğruyu söyleyeceğime yemin ettim.
حَلَفَ الْوَلَدُ أَنَّهُ لَمْ يَكْسِرِ الْكُوبَ.
Çocuk bardağı kırmadığına yemin etti.
أَقْسَمَ بِاللهِ، أَدَّى اليَمِين، أَدَّى القَسَم، حَلَفَ يَمِينًا