يَجِبُ عَلَى الْجُنُودِ الْجُدُدِ أَنْ يُقْسِمُوا لِخِدْمَةِ بِلَادِهِمْ، هَذِهِ لَحْظَةٌ مُهِمَّةٌ لِلْغَايَةِ.
Yeni askerler, ülkelerine hizmet etmek için ant içmek zorundadırlar, bu çok önemli bir andır.
يَجِبُ عَلَى الْجُنُودِ الْجُدُدِ أَنْ يُقْسِمُوا لِخِدْمَةِ بِلَادِهِمْ، هَذِهِ لَحْظَةٌ مُهِمَّةٌ لِلْغَايَةِ.
Yeni askerler, ülkelerine hizmet etmek için ant içmek zorundadırlar, bu çok önemli bir andır.
يَجِبُ عَلَى الشُّهُودِ فِي الْمَحْكَمَةِ أَنْ يَحْلِفُوا يَمِينًا بِأَنَّهُمْ سَيَقُولُونَ الْحَقِيقَةَ، لَا يُمْكِنُهُمُ الْكَذِبُ.
Mahkemede tanıklar, doğruyu söyleyeceklerine dair ant içmek zorundadırlar, yalan söyleyemezler.
أَدَّى قَسَمَ اليَمِينِ، أَدَّى القَسَم